29 Nisan 2015 Çarşamba

RİMMEL LONDON STAY MATTE TRANSPARAN PUDRA 001

Merhabalar :)

Hafta ortasını sevmişimdir her zaman. Hafta sonuna yaklaştığını hissedince daha bir mutlu oluyor insan. :)

Bugünkü yazımda artık duymayan kalmadı diye düşündüğüm ve kaldıysa da duyuralım diyerekten, Rimmel London Stay Matte Transparan Pudranın hassas,kuru-karma cildimde ki etkilerinden bahsetmek istedim.





Cildim üzerinde ki etkilerinden bahsetmeden önce bu kadar çok satan ve beğenilen bir markanın ambalajı konusundaki kalitesizliği gerçekten şaşırtıcı. Ürünün kapağı ve pudranın neyse ki küçük bir kısmı,daha aldıktan 2 hafa sonra kırıldı. Daha fazlasının sağlam durduğuna şükrederek bu şekilde de gayet güzel anlaşıyoruz kendisiyle. Yine de firmanın bu dandik ambalaj konusunda bir değişime gitmesini temenni etmeden de geçemeyeceğim.  




Dilerseniz ürünün,ten renginiz için uygun olan bir kaç renk alternatifi var. Ama ben transparan pudra her cilt tipine uyum sağladığından mütevellit,bunu tercih ettim. Ürün yoğun kokuya sahip olmayan,çok hafif simler barındıran,yumuşak bir dokuya sahip. Yumuşak dokulu olması kolay uygulama açısından büyük konfor sağlıyor. Öte yandan cilt ile çabuk bütünleştiğinden o kek dediğimiz,pudramsı,pütürlü ifadeyi yaratmıyor. Yanaklarım kuru olduğu için ben yoğun olarak T bölgemde yani alnımda,burnumda ve çenemde kullandım. 

Kalıcılık konusunda çok mükemmel olduğunu söyleyemeyeceğim. Gün içerisinde mutlaka 1-2 kere parlama yapan bölgeler için tazelemek gerekiyor. Bunun dışında göz altı kapatıcımı (concealer) sabitlemek için de bir kaç kez denedim,ama maalesef çok başarılı bulmadım. Göz altı kapatıcımı kendi keşfim olan yakında sizler için de yazacağım bir yöntemle sabitliyorum. Sabitleme konusunda henüz başarılı bir pudra ve başka bir yöntem keşfedemediğimden benim için en garantili yöntem,kendi bildiğimden şaşmamak oluyor. Günlük kullanım için ideal olduğunu düşündüğüm bu pudrayı şimdilik severek kullanıyorum. 

Fiyat olarak uygun bir ürün olduğu için denemek isteyen herkese tavsiye ederim. Watsons kozmetik marketlerde 16 yada 17 TL gibi bir fiyata satın alabilirsiniz. Pudra bitirmek pek mümkün olmadığından uzunca bir süre pudra masrafınız olmayacaktır. Bu sebeple bir hayli ekonomik. Bitirebilirsem tekrar alır mıyım,pek emin değilim 
doğrusu. :)




Fotoğraftaki makyajımda,yalnızca T bölgeme,fondöten üzerine  uyguladığım Rimmel London Stay Matte Transparan Pudra var. Üzerine de kendi yaptığım makyaj sabitleyiciyi sıktığımı belirtmezsem olmaz :)

Bu ürün için yazacaklarımın sonuna gelmiş bulunmaktayız. Siz hangi pudrayı kullanıyorsunuz. Bu üründen memnun musunuz? Lütfen değerli yorumlarınızla beni aydınlatın. Kucak dolusu SEVGİLER...






  

28 Nisan 2015 Salı

ESSENCE MASKARA BAZI

Günaydın :)

Bugün sizlere benim de son zamanlarda tanıştığım ve oldukça memnun kaldığım bir ürün haline gelen Essence Maskara Bazından bahsetmek istiyorum. 





Aslında ürünü alırken biraz ne gerek var modundaydım. Çünkü o ana kadar hiç böyle bir ürüne gereksinim duymuyordum. Fakat bahsini çok duyunca ve fiyat olarak ta gayet uygun olunca denemek istedim. Ama gözlük kullanan biri olarak hiç nazlanmadan almalıymışım ben bu ürünü. Çünkü gözlük kullananlar çok iyi bilir ki,zamanla kirpiklerimiz de kırılma oluyor ve olduğundan daha kısa gözüküyor ne yazık ki. Gerçekten kirpiklerimde fark yarattı. Çok hacimli ve olduğundan çok daha uzun gözüken kirpiklerim oldu,Essence Maskara Bazı sayesinde. 





Maskaradan önce kirpiklerime bu ürünü sürüp yaklaşık 15-20 saniye bekliyorum. Gördüğünüz gibi kirpikleriniz bembeyaz oluyor. Daha sonra Maskara Bazının üzerine kullandığım siyah yada renkli maskarayı sürüp kurumasını bekliyorum. Başka güzel bir özelliği ise,kullanılan maskaranın rengini daha yoğun vermesini sağlıyor olması. Yani mavi renkli maskara ile denediğimde maskaranın renginin gözümde daha belirgin ve canlı durduğunu fark ettim. 





Bu resimde, Maskara Bazı sürdükten sonra siyah maskara uyguladığım kirpiklerimi görüyorsunuz. 





Burada ise maskara bazı uygulamadan direk siyah maskara sürdüğüm kirpiklerimi görüyorsunuz. Gördüğünüz gibi,hacim ve uzunluk olarak ikisi de birbirinden bir hayli farklı duruyor. 

Benim maskara bazı ile ilk tanışmam Essence Markası ile oldu ve sanırım daha iyisini keşfedene kadar almaya devam edeceğim. Daha iyisini elbette denemek isterim çünkü, ne kadar memnun kalsam da olumsuz tarafları da var tabi ki. Mesela ürünün yapısı yoğun ve oldukça ıslak kıvamda olduğu için her maskara ile uyum sağlamıyor. O beyaz görüntüyü kapatmak için kirpiklerin üzerinden bir kaç kez geçmeniz gerekebiliyor ve maskaranız kirpikleri yapıştıran bir maskara ise bu noktada göz makyajınızı bozabiliyorsunuz. Ben Max Factor Waterprof maskara ile daha uyumlu bulduğum için ikisini birlikte kullanıyorum. Kirpiklerimde sağladığı etkiyi sevdiğim için ben bunu görmezden geliyorum :)





Kısa ve hacimsiz kirpiklerinizden şikayetçiyseniz ve uygun fiyatlı bir ürün denemek isterseniz bu ürüne kesinlikle bir şans verin derim. Tam emin olmasam da sanırım 9.25 TL gibi bir fiyata satın almıştım. 
Ama siz bu ürüne para vermek istemezseniz de,kirpiklerinize bebek pudrası sürdükten sonra maskaranızı uygulayarak hemen hemen böyle bir görüntü elde edebilirsiniz. Buda benden size küçük bir tüyo :) Bu ürünü almadan önce bende bu yöntemi tercih ediyordum. Ama itiraf etmeliyim ki, zamanla üşenmeye başladığımdan hazırı daha pratik geldi :) 

Değerli yorumlarınızla sayfamı şenlendirmeyi unutmayın. Uygun fiyatlı ve daha iyi bir maskara bazı öneriniz varsa lütfen yazın. Kocaman Sevgiler... 









27 Nisan 2015 Pazartesi

REXONA DEO STİCK ve DEO STİCKLER HAKKINDA


     Yeni bir haftanın ilk gününden herkese Merhaba :)

     Malum yaz geliyor. Dolayısıyla yaz için tüm hazırlıklar tam gaz devam ediyor. Kilo vermek için çabalar,hafif yapılı fondötenler ve yine hafif kokulu yaza uygun parfümler. Parfüm ve deodorantlar benim hayatımda oldukça büyük bir yere sahiptir. Yani öyle ki,en kötü parfüm yada deodorant kokusunu ter kokusuna tercih ederim.

İnanın bana mübalağasız belirtiyorum ki,ben sabah gözümü açar açmaz ilk koltuk altı stiği sürerim. Bakım için en önemli adımlardan biri olduğunu düşündüğüm stick kullanımını çevremdeki herkese de mümkün oldukça aşılamaya çalışıyorum. Hatta öyle ki,9 yaşındaki oğlumun artık ter bezleri fazlasıyla faaliyete geçtiği için ona da %100 doğal içerikli bir roll-on deodorant alıp şimdiden bu alışkanlığı kazandırmaya çalışıyorum. Burada amaç terlemeyi önlemekten ziyade kötü kokunun oluşmasını engellemek. Sağlığımız açısından da son derece önemli olan bu adım için kimileri,koltuk altına sürülen bu ürünlerin sağlığımızı olumsuz etkilediğini ve kullanmamak gerektiğini savunsa da,ben buna asla katılmıyorum. Ayrıca sizin ter kokunuzu alan benim burnumun sağlığı ne olacak :)





     Genç kızlığımdan bu yana neredeyse denemediğim deo stick kalmadı desem yalan olmaz. Ama en beğendiğin,favorin ne derseniz kesinlikle Rexona derim. Hiç pahalı markalara tonla para vermeye gerek yok. Bu ara bitirmek üzere olduğum fotoğraftaki shower clean adlı ürünü kullanıyorum. Ama zaten fark etmiyor. Hangi çeşidi hangi rengi denk gelirse onu alıyorum. 48 saat etkili olduğu belirtilse de ben her sabah temizlediğim koltuk altlarıma uygulamadan kendimi rahat hissetmiyorum. Roll-on olanların daha sağlıklı olduğu söylense de bende hem kaşıntıya neden olduğu için,hemde ter kokusunu engellemekteki performansını deo-sticklere göre yetersiz bulduğum için tercih etmiyorum. Roll-on ürünler sıvı formda olduğundan ter kokusunu engellemediği gibi teri ağır kokan insanlarda ter kokusuyla karışıp etrafa daha da kötü koku yaydığına maalesef çok şahit oldum. Tıpkı benim gibi eşimde en çok Rexona dan memnun kaldı. Başka ürün kullanamıyor. Tabi ki o erkekler için olanını kullanıyor. Eşim esmer ve yağlı bir vücuda sahip olduğu için benden daha fazla terliyor. Buna rağmen hiç bir şekilde ter kokmuyor. Tam tersi ürünün kokusu oldukça kalıcı olduğu için gün boyu ter yerine deo-stik kokuyorsunuz. Ama kokulara duyarlılık gösterenler için şunu da belirteyim ki,öyle rahatsız eden buram buram gelen bir koku değil. Zaten bu tarz ürünlerin kokuları hafif ve temizlik hissi veren kokular oluyor çoğunlukla. Eğer parfüm yada deodorant kullanamıyorsanız bile kesinlikle bir koltuk altı deo-stick edinmelisiniz.Kendi sağlığınız ve çevre sağlığı için,insanlık adına :) :)


 


     Siz kokulara karşı duyarlımısınız? Kullandığınız ve daha iyi dediğiniz bir deo-stick markası var mı? Lütfen yorum olarak bırakın. Sizlerin değerli yorumları benim için çok kıymetli. Hepimiz için güzel bir hafta olması temennisiyle şimdilik hoşça kalın. Sevgiler...
     İÇİNİZDEKİ ÇOCUĞU HİÇ BÜYÜTMEYİN :)


   

25 Nisan 2015 Cumartesi

HİNDİSTAN CEVİZİ YAĞI İLE SAÇ BAKIMI&SAÇ BAKIM ÖNERİLERİ ve SAÇ BAKIM RUTİNİM



     Güzel bir hafta sonu sabahından herkese merhaba.

Güneşin yüzünü göstermeye başladığı şu günlerde yazı daha bir hasretle bekler olduk. Bugün adeta tatil özlemi ile açtım gözlerimi. Yaz gelse ve hiç gitmese,hep yaz olsa ayyy kafamda deli düşünceler :)

     Neyse yaza olan özlemimi bir kenara bırakıp,uzun süredir kullandığım ve gerçekten saçlarımda mucizeler yaratan bir kaç yöntemden bahsetmek istiyorum sizlere. Hatta saç bakım rutini de diyebiliriz yani. Öncelikle herkesin 15022 kere bahsettiği,ama bir kezde benden okumanızı istediğim Loreal Mucizevi Saç Bakım Yağı ile başlamak istiyorum.




     Saçlarıma iyi gelecek bir bakım yöntemi arayışında olduğum dönemde,herkesin ballandıra ballandıra Loreal Mucizevi Saç Bakım Yağından bahsettiğini gördüm. Açıkçası böyle çok bahsedilen ürünleri almak hususunda daha temkinli davranıyorum. Çünkü genelde fazla mübalağalı anlatılıp deyim yerindeyse şişiriliyor. Ama her yerde ısrarla bu ürünle karşı karşıya gelince,daha fazla dayanamadım ve bu bir işaret olabilir düşüncesi ile aldım. İyi kide almışım. Benim kuru ve işlem görmekten yıpranmış saçlarımda tıpkı adı gibi mucizeler yarattı. Hemen bir tane daha alıp yedekledim. Aşk yaşıyorum kendisiyle desem yeri. Ben,Loreal Mucizevi Saç Bakım Yağını,banyolardan sonra saç taramayı kolaylaştırdığı ve kabarmayı önlediği için kullanmayı daha çok tercih ediyorum. Bunun dışında eğer saçlarıma ısı ile yani maşa yada düzleştirici ile şekil vereceksem ısı koruyucu öncesi yine mutlaka Loreal Mucizevi Saç Bakım Yağını kullanıyorum.

     Saçlarımda ki etkisine gelecek olursam,saçlarımda ekstra parlaklık ve yumuşaklık sağladı. Ama en önemli etkisi de dökülmeleri %65 oranında azalttı. Gerçekten şu an saçlarım eskiye oranla çok daha az dökülüyor. Pompalı olması ürünün kullanımını oldukça kolaylaştırıyor. 2 pompa almam benim fazla gür olan saçlarıma yetiyor da artıyor bile. Kasım ayından bu yana çok sık kullanmama rağmen henüz dibini bile görmedi. Üstelik arada eşiminde kaçamak kullanışlar yapmasına rağmen :) Fiyat olarak çoğunlukla 10 lira civarında görüyorum ben. Eğer hala denemeyenleriniz varsa kesinlikle büyük kayıp diyorum. Ben kullandığım ürünlere içerik olarak çok titizlenen biri değilim doğrusu. Sadece etkilerine bakarım ben. İçerik olarak çok sağlıklı olmadığını söylüyorlar. Dürüst olmak gerekirse ben çok araştırmadım ama eğer siz bu anlamda titiz davranıyorsanız kullanmak istemeyebilirsiniz.



     Gelelim son 2 aydır keşfettiğim ve yine 2 aydır düzenli kullandığım Hindistan Cevizi Yağına. Saçlarım bir türlü uzamıyor diyorsanız (tıpkı benim gibi),koşun ve hemen bir tane katı Hindistan Cevizi Yağı kapın. Valla zeytin yağı falan tanımam ben artık katı hindistan cevizi yağını tek geçerim.





     Ürünü başlarda benmari usulü eriterek uyguluyordum. Sonra fark ettim ki ellerimin ısısında hemen eriyen bir ürün. Ben de ellerimin arasında ısıtıp şimdi öyle uyguluyorum.





     Gördüğünüz gibi hemen tüm ellerime yayılıyor. Daha sonra friksiyon yaparak saç diplerimden saç uçlarıma kadar ellerimin arasında ısıttığım yağı uyguluyorum.






     Bazen gece yatmadan önce uygulayıp sabaha kadar saçlarmda bekletiyorum,bazen de gün içerisinde uygulayıp 3-4 saat bekletiyorum. Ne kadar çok beklerse o kadar iyi. Uygulama sonrası saçlarımı streç filmle sarıyorum. Bu şekilde yağın saçıma daha fazla nüfuz etmesini sağlıyorum.





 
     Bazıları yıpranmış saça böyle bakımların etki etmeyeceğini düşünse de ben bu görüşe katılmıyorum. Burada amaç dipten gelen saçın daha sağlıklı uzamasını sağlamak. Keza benim saçımda da aynen öyle oldu. Ön taraflarda ki bebek saçlarım gerçekten uzadı. Onu da geçin tüm saçım hızla uzamaya başladı. Uçlarındaki o çatal çatal görünüm ise gözle görülür bir şekilde azalmaya başladı. Saçlarının uçları da dipleri de fazlasıyla kuru olan insanlar kervanından biri olarak,saçlarımın hızlı uzadığını görmek ve etraftan saçların uzamış baya cümlesini duymak anlatılmaz yaşanır bir duygu :)
     Bu saç bakım maskelerini,yağlarını fazlaca uygulayan biri olarak bana sorulan sık sorulardan biri de nasıl arındırdığım. İnanın bana bu en basit kısmı. Ben sadece 3 şampuan yaparak saçlarımı bu yağlardan arındırıyorum. Ki zaten normalde de 3 şampuan yapan biriyimdir. Nasıl mı? Şöyle ki: saçlarımı suyun altına sokmadan evvel kullandığım şampuan her ne ise,ondan bir miktar avucuma alıp tüm saçıma sanki köpüklüyormuşum gibi yediriyorum. Daha sonra su ile duruladığımda neredeyse saçlarım yağdan arınmış oluyor desem yalan olmaz. Sonrasında iki kere daha şampuan yapmam saçlarımın tertemiz olmasına yetiyor. Yani arındırmak için 5 yada 6 kere yoktan yere şampuan yapmanın anlamı yok. Yağlı saçlarda etkisi nasıl olur bilemem. Ama saçları böyle vıcık vıcık yağ yapan bir ürün olmadığı için saçı daha da fazla yağlandıracağını düşünmüyorum. Bunun dışında saçı sağlıksız olan ve yavaş uzayan herkese şiddetle tavsiye ederim. Ben oturduğum semtte bir aktardan aldım bu yağı. Fiyatı da 25 tl. Ama baya bereketli bir ürün. Düzenli uygulasanız dahi 6 ay rahat kullanırsınız.  
   
     Benim saç bakım rutinimde kullandığım bir kaç ürün daha var. Ama onları yardımcı saç bakım ürünlerim olarak ayrıca yazacağım. Hafta sonu bakım yapmak için en uygun zaman bence. O yüzden böyle bir yazı tercih ettim ki,rehber olur belki size. Benden şimdilik bu kadar. Kendinize bakın hatunlar :) Sevgiler...



24 Nisan 2015 Cuma

İNTİM DEODORANT NEDİR NE İÇİN KULLANILIR?



   



     Merhabalar:

     Bugün sizlere,aslında uzun süredir kozmetik dünyasında yer alan fakat hala bir çok kişinin bu ürünlerden haberi dahi olmayıp,ne işe yaradığı ve ne amaçla kullanıldığı bilinmeyen,esasında her bayanın bence kullanması gereken bir ürün olan İntim Deodorantlardan bahsetmek istiyorum. 

     Çevremde evli bekar hangi bayana bu üründen bahsetsem şaşkınlıkla karşılıyor ve haberi olmadığını hiç kullanmadığını söylüyor. Gereksiz olduğunu düşünende var,hassas bölgeye uygulandığı için kullanma konusunda tereddüt eden de var. Bir de sadece evli bayanların kullanması gerektiğini düşünen kesim var ki,gülünesi :) gerçekten. Gerçi toplum olarak hala parfüm,deodorant,stick deodorant kullanma alışkanlığımız bile tam oturmamışken böyle düşünceleri yadırgamamak lazım. Fakat,nasıl ki deodorant yada parfüm kullanmak sadece evli insanlara mahsus değilse bu ürünleri kullanmak da sadece evli bayanlara has bir durum değil tabi ki. Bakımlı olmak,kendini sevmek ve şımartmak insanın kendini iyi hissetmesini sağlar. Ben şahsen bu ürünleri kullanırken hiç böyle düşünmemiştim. 

     Şu an yukarıda gördüğünüz Oriflame marka intimate deodorantı kullanıyorum. Sanırım bu 2. şişem. Bu ürünler biz bayanları düşünerek icat edilmiş,gerçekten kozmetik ve teknoloji harikası şeyler. Malum bayan olmak zor. Hepimizin bildiği yaşadığı sıkıntıları bence tek tek sıralamaya gerek yok. O yüzden özellikle bazı dönemlerde gerçekten ihtiyaç duyulan ve kurtarıcı bir ürün olduğunu söylemek bence kafi. 

     İntimate Deodorant dış genital bölgelere veyahut iç çamaşırının içine ve dışına sıkılarak kullanılan ,anında ferahlık ve temizlik hissi veren bayanlar için ince düşünülmüş güzel bir detay. 


                          İNTERNETTEN ALINTIDIR.


     Daha önce resimde gördüğünüz bu ürünü de kullandım. İkisi arasında tercih yapmak zorunda kalsam açıkçası bu ürün daha ağır basar. Fakat Oriflame İntimate Deodorant fiyat olarak daha cazip geldiği için onu tercih etmek daha işime geliyor. Bu ürünü Rossman ve Watsons'lardan sanırım 18 yada 19 TL gibi bir fiyata satın almanız mümkün. İki ürün de bende alerjik bir reaksiyona yol açmadı. Özellikle dikkat etmeniz gereken bir sağlık sorununuz ve alerjik bir durumunuz yoksa her hangi bir sıkıntı yaşayacağınızı zannetmiyorum. Ancak içinize sinmesi açısından belirtmekte fayda var bu ürünlerin sadece eczanelerde satılanları da var. Fiyat olarak biraz daha pahalı da olsa rahat etmeniz bakımından doktorunuza da danışarak o tarz medikal ürünleride tercih edebilirsiniz. Ben kronik ürtiker (kurdeşen) olduğumu daha önceki yazılarım da belirtmiştim sanırım. Bu rahatsızlığımı tetikleyici bir emare ile karşılaşmadım bu ürünleri kullanırken.  

     Eveet,geldik bir yazının daha sonuna. Bu yazıdan çıkarılacak sonuç Her Daim Bakımlı Olmak gerektiği. Ama kimse için değil,önce kendimiz için. Hep Sevgiyle kalın ve İçinizdeki Çocuğa İyi bakın. Onu hiç büyütmeyin. Hoşçakalın! :) :)   


22 Nisan 2015 Çarşamba

ORİFLAME NORMAL VE KARMA CİLTLER İÇİN YÜZ YIKAMA JELİ HAKKINDA DENEYİMLERİM



     Merhabalar Efendim,

O kadar çok şey var ki yazılacak. Ancak vakit buldukça yazıyorum işte. Liste yaptım en sonunda unutmayayım diye. Yaşlanıyor muyum ne :)

     Uzun süredir kullandığım Oriflame Normal ve Karma ciltler için yüz yıkama jeli ile aslında başlarda iyi anlaşıyor gibiydik. Fakat bu aralar havaların dengesizliğinden midir,nedir cildim asimile oldu adeta desem yeridir.

     Hassas bir cildim olduğunu her seferinde vurguluyorum gerçi ama buna rağmen Oriflame ürünlerini daha korkusuzca kullanıyorum. Gerek parfümleri gerekse cilt bakım ürünleri Avon ürünlerinin aksine cildimde herhangi bir reaksiyona yol açmadı. Ama anti parantez belirtmek isterim ki son zamanlarda kullandığım Avon havyar özlü cilt bakım seti şaşırtıcı bir şekilde alerjik bir tepkimeye yol açmadı ve favori ürünler arasında yerini aldı. Her neyse bu ayrı bir yazı konusu zaten.






     Ürünü sadece akşamları kullanıyorum. Bazen fırça ile bazen de parmaklarımla masaj yaparak tüm yüzüme uyguluyorum. Fırça ile her gün cilt temizliği yapmak cildi yoracağından 2 yada 3 günde bir cildi fırça ile temizlemek kafidir. Ürünün derinlemesine bir temizlik yaptığını söyleyemem. Ama kötü de diyemem. Yani cildinizde derinlemesine bir temizlik seviyorsanız ürün size yeterli gelmeyebilir. Ancak derinlemesine cilt temizliği yapan ürünler benim cildimde aşırı kurumaya ve pul pul dökülmelere yol açtığı için ben tercih etmiyorum. T bölgem yağlı yanaklarım ise kuru olduğu için ben normal/karma ciltler için olanını tercih ettim. Yine de özellikle yanaklarımda aşırı derecede kuruma problemiyle karşı karşıyayım maalesef.








     200 ml'lik pompalı bir şişede olan ürün kullanım açısından oldukça konforlu. Oriflame ürünlerinde dikkatimi çeken bir konu da,ürünlerin neredeyse çoğunda hiç bir Türkçe açıklamaya yer verilmiyor olması. Bazılarında kısaca mesela "kapatıcı" gibi bir ibare yer alıyor. Çoğunda ise hiç bir Türkçe açıklama yok. Yani ürün hakkında hiç bir bilgisi olmayan ve yabancı dil bilmeyen biri alsa ürünün ne olduğunu bilip kullanamaz.







     Oldukça yoğun kıvamda bir ürün olduğundan bir hayli de bereketli. Epeydir kullanmama rağmen daha yarısına bile gelmedim.






     O kıvamlı yapıya göre gördüğünüz gibi köpük köpük olan bir temizleyici değil. Yüzümü ve ellerimi hafif ıslatıp uygulamama rağmen ancak bu kadar az bir köpürme ile cildi temizliyor. Bu ürüne bir müddet daha şans vereceğim. Belki mevsim geçişlerinden böyle cildimde kurumaya yol açmıştır diye düşünerekten. Cildimde sıkıntı yaratmaya devam ederse bende makyaj fırçalarımı ve süngerlerimi bu ürünle temizler,cildim için başka ürün arayışına geçerim ne yapıyım :) Laf aramızda fırça ve sünger temizliğinde cilt temizliğinden daha başarılı.

     Eveet geldik bir #ürünincelemesi nin daha sonuna. Efendim ben deniz Feride'den yazması sizden okuması. Hoşçakalın :) :)

21 Nisan 2015 Salı

RİMMEL LONDON TOP COAT HAKKINDA (son kat tırnak cilası)



     Herkese yeniden Merhaba :)

     Bugün,bu kış çok üşümüş biri olarak çok şükür Ankara güneşi gördü Allah'ım diyerek yazıma girizgah yapmak istiyorum. Bir ara gerçekten havalar hiç ısınmayacak sanmıştım. Oleeey :)

     Gelelim konumuza. Rimmel London Top Coat yani son kat tırnak cilasını yaklaşık 1,5 aydır kullanıyorum. Aslında sadece son kat uygulanan bir cila değil. Aynı zamanda baz olarak da tırnağa uygulanabiliyor.






     
 Yani şöyle ki,oje sürmeyi sevenler çok iyi bilirler,koyu renk oje uyguladığımız zaman maalesef sildiğimiz de tırnağımız hep boyalı kirli bir görüntüde olur. Bu tırnak cilasını koyu renk oje uygulamadan önce baz olarak sürdüğüm zaman böyle bir görüntü olmuyor. Tırnaklar anında ojeden kalıntı kalmadan tertemiz oluyor. Esasında baz olarak yada tek başına cila olarak ben daha çok memnun kaldım bu üründen. Ne yazık ki koruyucu son kat tırnak cilası olarak uyguladığımda benim için sınıfta kaldı. Yine çok fazla abartıldığını düşündüğüm ürünler arasında çoktan yerini aldı. 



  



     Gördüğünüz gibi ürünün fırçası oldukça geniş. Geniş tırnak yapısı olanlar için kullanımı kolay olsa da,tırnak yapısı küçük olanlar için biraz dezavantaj olduğunu düşünüyorum. Ürünü tek başına yada baz olarak uyguladığınız zaman daha çabuk kuruyor. Fakat ojenin üzerine son kat cilası olarak uygulandığı zaman maalesef o kadar çabuk kurumuyor. Alta uyguladığım ojenin iyice kurumasını bekleyip sonra üzerine geçsem de yine de oldukça geç kuruduğunu fark ettim. Bu da bir hayli vakit kaybına yol açıyor. Biz bayanlar için vakit önemli sonuçta. Bir de hangi renk ojenin üzerine uygularsanız hemen rengini alıyor. Ojenin üzerinde çok gezdirmeden tek seferde uygulamanız gerekiyor ki düzgün bir sonuç ala bilin.

     Ojenin dayanıklılığını artırma performansını değerlendirecek olursam, o da eh işte. Yani elleriniz devamlı suya girmiyorsa belki. Ama benim gibi elleri sudan çıkmayanlar için aman aman farklar yarattığını söyleyemeyeceğim. Normalde 1 ya da 2 günde oje değiştiriyorsam bu top coat sayesinde 2 yada 3 güne çıktı diyebilirim. Çabuk kuruması ve dayanıklılığı alta uyguladığınız ojeye de bağlı biraz. Yeni ojelerde daha çabuk kuruyup dayanma süresi daha uzun olsa da,eski ve beklemiş ojelere uyguladığınızda üründen kesinlikle beklediğiniz sonucu alamıyorsunuz.






Yukarıda ojenin üzerine top coat uygulanmış halini görüyorsunuz. Sağladığı ekstra parlaklık güzel gerçekten. Ama biterse bir daha almam. Birde Golden Rose Top Coat denemek istiyorum. Evet,benim bu ürün için değerlendirmelerim bu yönde. Bu değerlendirmeler sonucunda tabi ki karar sizin. Şimdilik bay bay. Beni özleyin anacım :) :)

20 Nisan 2015 Pazartesi

MAKYAJA YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN DETAYLAR #2

     Herkese Selam;

     Dilerim herkes için güzel bir hafta olur. 
Sizlere daha önce makyaja yeni başlayanlar hakkında bir yazı yazmıştım. Hatırlarsanız bu yazıyı 2 kısımda anlatmanın daha iyi olacağını belirtmiştim. Şimdi gelelim 2. kısma. Bu arada "Makyaja Yeni Başlayanlar İçin Altın Kurallar"adlı ilk yazımı okumayan varsa buradan okuyabilir. 

    Eminim ki her kadın makyaj yapmayı sever. Fakat burada önemli olan makyaj yapmayı sevmek kadar kendine yakışanı da bilmekte. Günlük rutinimizde gereğinden fazla makyaj yapmak cildi yoracağı gibi bizi olduğumuzdan çok daha farklı ve yaşlı göstermeye sebep olacaktır. Bu yüzden eğer özel bir davet yada kutlama yoksa günlük makyajımızı sade tutmak bizi daha doğal ve dinç gösterir. Makyaj yapmak olduğumuzdan daha farklı gözükmek için değil,daha sağlıklı ve tabi ki daha bakımlı gözükmek için yapılır. Maalesef çevremde aşırı yoğun ve yanlış teknikler kullanarak makyaj yapan bir çok bayan görüyorum. Neredeyse gece makyajı olarak adlandırılabilecek bir makyajla tüm gününü geçiren bayanlar var. Yada tam tersi hiç makyaj yapmayan,tüm gününü soluk ve çok da sağlıklı olmayan bir görünümle tamamlayanlar da var.
   
     Aslında bir kaç makyaj malzemesi ve bir kaç basit yöntemle çok güzel makyajlar yapmak tabi ki mümkün. Önce her kadının makyaj çantasında bulunması gereken temel malzemeleri sıralayacak olursak:

1-)Günlük kullanıma uygun hafif yapılı bir fondöten yada ihtiyaca ve tercihe göre bb krem,cc krem ve renkli nemlendirici de olabilir. Bu ürünler yüzümüzdeki renk eşitsizliklerini ve görünmesini istemediğimiz kusurları kapatacağından bize sağlıklı bir cilt zemini hazırlar.






2-)Bir kapatıcı (concealer) da yine göz çevresindeki yorgunlukları ve göz altı morluklarını saklayacağından makyaj çantamızda bulundurmakta fayda var ;)

3-)Eğer günlük makyajınızda far kullanmayı tercih ediyorsanız mutlaka birde far bazınız olsun. Çünkü far bazı kullanmadığımız zamanlarda maalesef farlar göz kapaklarımız da birikme yapıyor ve kötü bir görüntüye yol açıyor. Faz bazı birden fazla far uygulanacak ise hem farların daha iyi karışmasını sağlıyor hemde farın dayanıklılığını artırıyor. 

4-)Ve bana göre makyaj çantasının olmazsa olmazı Maskara. Her kadının mutlaka koşulsuz olması gerekir. Gözleri vurgulayan,canlılık katan ve tek başına uygulandığında bile fark yaratan tek üründür benim için. Maskara bağımlısı olduğum anlaşılıyor sanırım :) 

5-)Allıklar da bana göre bir kadının makyaj çantasında bulundurması gereken kozmetik ürünlerinden biri. Allık insanın daha sağlıklı ve canlı görünmesini sağlıyor.Günlük kullanım için mat ve doğal renkli allıkları tercih etmek yine bizi şık bir görünüme kavuşturacaktır emin olun. 






6-)Rujlara gelecek olursak, sanırım makyaj çantasında ruj olmayan bir kadın yoktur. Kimimiz daha doğal renkleri seviyorken kimimiz de canlı ve iddialı renkleri tercih edebiliyoruz. Bu tamamen tercik meselesi tabi ki. Fakat gözlerinizi vurgulayan makyajları seviyorsanız dudaklarda daha sade tonları tercih etmeniz yüz ifadenizin karmaşık görünmemesine neden olacağından makyajınız daha albenili duracaktır. Yine aynı şekilde dudaklarda canlı ve iddialı renkleri seviyorsanız,bu kez de gözlerinizi daha sade tutmalısınız. Bu kuralı gece makyajlarında bozabiliriz elbette he he yaşasın :)

7-).Göz kalemleri sanırım eskiden annelerimizin kullandığı yegane makyaj malzemesi idi. Şimdilerde yerini eye-linerlar almaya başlasa da hala göz kalemlerinden vazgeçemeyen bayanlar olduğunu biliyorum. Bunun bir sebebi de eye-liner çekmeyi beceremeyeceğimizi düşünmemizden kaynaklanıyor sanırım. Bir çok farklı metodla kolayca eye-liner çekebilmek mümkün olsa da el alışkanlığınızı kazanana kadar riske girmeden kalem kullanmak sizin için daha iyi olacaktır. Göz kapaklarınıza ya da göz içine süreceğiniz bir kalem bakışlarınızı anında daha buğulu ve anlamlı bir hale getirecektir.

8-)Pudra ise yağlı ve karma ciltlerin makyaj çantalarında bulundurması gereken başlıca bir ürün. Karma ve yağlı bir cildiniz varsa mutlaka makyajınızı tamamladıktan sonra tüm yüzünüze veya parlama yapacak bölgelere uygulayıp makyajınızı sabitlemelisiniz. Aksi takdirde makyajınız terleyince akacak ve sizi kötü bir görünüme kavuşturacaktır. Kuru ciltlerin,yağlı ciltlerin aksine pudra kullanmalarına gerek yoktur. Çünkü kuru ciltlerde pudra kalıp gibi bir görüntüye sebep olacağından yine bizi istemediğimiz çirkin bir görüntüye kavuşturur. 

9-)Kaş kalemi,kaş farı ve kaş maskarası da yine kaşlarımızı şekillendirmek aralarındaki boşlukları doldurmak yada asi kaşlarımızı dizginlemek için elimizin altında bulundurmamız gereken ürünlerden biri. Kaşlarımız yüz ifademizi belirlemede önemli rol oynadığı için bu işlemi itinayla yapmanız sizi çok daha güzel gösterecektir. 

10-Kontür işlemi için,mat bir bronzer yada cilt tonunuzdan bir kaç ton koyu bir fondöten veya pudra makyaj çantanızda bulundurmanızda fayda var. Zaman zaman elmacık kemiklerinizi ve yüz hatlarınızı belirginleştirerek makyajınızla fark yaratabilirsiniz. 

     Benim makyaj yapma işini biraz daha detaylandırmak isteyenler için yazacaklarım şimdilik bu kadar.Gerisi size kalmış efendiim :) SEVGİLER

İÇİNİZDEKİ ÇOCUĞU BÜYÜTMEYİN!



18 Nisan 2015 Cumartesi

NIVEA DUŞTA VÜCUT KREMİ

     Merhaba canım,Merhaba canım ... :)

     Kızlar bugün size uzun süredir kullandığım nıvea duşta vücut kremi hakkında yazmak istedim. Şayet hala bu ürünü denemeyenler varsa referans olur belki.





     Ben kuru ciltler için olanı tercih ettim. Çünkü haddinden fazla kuru bir cilde sahibim. Bir de alerjik bir cildim olunca yeni bir ürün kullanırken biraz tereddüt ederek kullanıyorum açıkçası. Fakat ürün alerjik bir reaksiyona sebep olmadı çok şükür. Bazı arkadaşlar ürünü kullanırken banyoda kayıp düştüklerinden bahsetmişler :) öyle bir sorun da yaşamadım.

     Banyodan çıkmadan evvel üründen bir miktar avucuma sıkıp tüm vücuduma uyguluyorum. Daha sonra hafiften durulanıp çıkıyorum. Gerçekten nemlendirmesi şahane. Fakat anlık bir nem veriyor. Yani nemlendirmesi öyle gün boyu falan sürmüyor. Bilmiyorum belki de benim cildim çok kuru olduğu içindir. O yüzden ben mutlaka banyo sonrası bir bebek yağı kullanarak nem takviyesinde bulunuyorum. Bunun dışında kokusu şahane. Üstelik kokusu nemlendirmesinden çok daha kalıcı bana göre. Kesinlikle ağırlık yapmıyor. Yani öyle tende rahatsız edici bir kalıntı bırakmıyor. Tekrar alır mıyım emin değilim. Belki kalıcı kokusu için, ama sanırım başka ürünler denemekte fayda var.
      SEVGİLER EFENİM :)

16 Nisan 2015 Perşembe

MAKYAJ SABİTLEYİCİ YAPILIŞI

   Gelin kendi makyaj sabitleyicimizi kendimiz yapalım kızlaaar...

     Son zamanlarda kozmetik dünyasında oldukça sık kullanılan bir ürün olan makyaj sabitleyicileri sanırım duymayan kalmamıştır. Hemen hemen her markanın piyasaya sunduğu makyaj sabitleyiciler tüm kadınların makyaj masalarında yerini almaya başladı. Eğer detaylı bir araştırma yaparsanız bilinen bir çok marka makyaj sabitleyicinin içeriği üç aşağı beş yukarı aynı. Üstelik fiyat olarak da bir hayli pahalılar.

     Ben son zamanlarda makyaj sabitleyici almıyorum. Çünkü bunun yerine, zaten kullandığım bir kaç malzeme ile çok da vakit harcamadan kendi sabitleyicimi kendim hazırlıyorum. Nasıl mı??? İşte detaylı tarifi.

     MALZEMELER:

1-) Bir şişe maden suyu
2-) Bir yemek kaşığı doğal içerikli gül suyu




3-)Bir yemek kaşığı bebek yağı 



4-) 15 damla gliserin
5-) 1 tatlı kaşığı yeşil çay veya lavanta da olabilir,tercih sizin.



6-) Son olarak boş bir sprey şişe işimizi görecektir :)

     YAPILIŞI:

Öncelikle maden suyunun yaklaşık bir çay bardağı kadarını eksiltmeniz gerekiyor. İçiverin mesela :) Diğer taraftan yarım çay bardağı sıcak suya yeşil çayı veya lavantayı koyup demlemeye bırakın. Yeşil çay soğurken, kalan maden suyunu sprey şişeye boşaltıp, üzerine 1 yemek kaşığı gül suyu, 1 yemek kaşığı bebek yağı ve 15 damla gliserini ilave edip yeşil çay iyice soğuyana kadar bir kenarda beklemeye bırakın. 




Yeşil çay soğuyunca süzerek onu da sprey şişeye ilave edip kapağını sıkıca kapatın ve tüm malzemeyi iyice çalkalayın. İşte bu kadar! Makyaj sabitleyiciniz hazır bilee :) 




Buzdolabında 4-5 ay saklayabilirsiniz. Gördüğünüz gibi ben yarıya indirmiş durumdayım. Makyaj süngerimi ve fırçalarımı bununla ıslatıp makyajımı öyle uyguluyorum. Hatta bazen serinlemek için bile kullanıyorum. Hele ki yaz geliyor sanırım bu anlamda da işlevsel bir ürün olacak. Ama inanın ben çok memnunum. Kız kardeşime bile yapıp hediye ettim, o da kullanıyor. Makyajın o pudramsı görünümünü anında yok ediyor ve daha doğal bir sonuç veriyor gerçekten. Ayrıca bir özelliğini daha söylemem gerekiyor ki,benim cildim kuru olduğu için zaman zaman cildimde pullanmalar oluyor. Böyle olduğu zamanlar alıyorum ve bir-iki fıs bundan sıkıyorum sonuç ise şaşırtıcı amaa pullanmadan eser kalmıyor. Daha ne olsun, hem ekonomik hem işe yarayan bir ürün. 

                                        SEVGİLER...













ŞEPLALİDEN ÇEKİLİŞ

   Merhaba;

   İnstagramda 500 kişiye ulaşmanın şerefine bende minik bir çekiliş başlatmaya karar verdim arkadaşlar. Sizlere son zamanlarda denediğim ve severek kullandığım ürünlerden oluşan küçük armağanlar vermek istiyorum. 






   Neler var:

+ Avon Siyah Havyar Özü İçeren Soyulabilen Yüz Maskesi
+ Avon Siyah Havyar Özü İçeren Göz Çevresi İçin Jel Maske
+ Avon Siyah Havyar Özü İçeren Gece Uygulanan Nemlendirici
+ Avon'un meşhur Super Shock Eye-liner Kalemi
+ Avon Calming Effects Mat Görünüm Veren Fondöten (orta tonlarda bir fondöten renk değiştirilemiyor maalesef)
+ Oriflame El Kremi





   Çekilişe katılmak için instagramda beni takip ediyor olmanız, #şeplalidençekiliş #çekilişvar #çekiliş #cekilisvar #cekilis hagtaglariyle beni de etiketleyerek bu görsellerden birini kendi sayfanızda paylaşmanız yeterli olacaktır. Ayrıca bloğumu takip edenler +2 hak kazanacaklar. Bloğumu takip edenler instagramda paylaştıkları görselin altına takip ettikleri ismi belirtirlerse +2 hak kazanma şanslarını yitirmemiş olurlar. Facebookta (seplali.blogspot.com) ve twitter dan (seplali) olarak beni takibe alıp yine çekilişimi duyuranlara da +2 hak kazanacaklarını belirtmek isterim. Yani tüm bunları yapan kişi toplamda 7 çekiliş hakkı elde etmiş olacak. Tüm takibi instagram hesabından yürüteceğim için facebook ve twitter dan takibe alıp çekilişi duyuranlar yine instagramda kendi sayfalarında paylaştıkları çekiliş görselinin altına belirtirlerse +2 hakları boşa gitmemiş olur. Belirtmeyenlerin takibi zor olacağından + hakları boşa gidecektir bilginize. 

   Gizli sayfaların çekiliş sonlanana kadar sayfalarını açmaları gerekir. Aksi takdirde göremediğim için geçersiz olacak. Lütfen çekiliş sayfaları katılmasın. Gerçekten takipçim olan,hak eden birine vermek istiyorum. Çekiliş sonunda takipten çıkanlar engellenecektir. Böylece daha sonra yapacağım çekilişlere haksız katılımı engellemiş olacağım. Çekiliş 29 Mayıs günü saat 00:00 da sona erecek sonuçlar random.org ile belirlenecektir. 

   
   






15 Nisan 2015 Çarşamba

ANNE OLMAK,ANNELİK HAKKINDA ve ÇOCUK YETİŞTİRİRKEN KARŞILAŞILAN ZORLUKLAR

   Selam Arkadaşlar,

   Bugün farklı bir hususta yazmak istedim. 9 yaş 4,5 aylık bir erkek çocuk annesiyim.Oğlum bu sene 4. sınıfa gidiyor. Zamane çocukları daha çabuk ergenlik dönemine giriyor galiba. Sebebi nedir bilemiyorum gerçi ama 2 senedir cidden çok zorlanmaya başladım. 
   
   Her şeye itiraz edip,sürekli cevap veren bir çocuk olmaya başladı artık. Hiç ödev yapmak istemiyor ve sürekli yalan söylüyor. Yani öyle öğrenim güçlüğü falan yok çok şükür. Fakat benim kast ettiğim çok farklı konular. Aşırı üşengeç mesela. Sürekli televizyon karşısında ya da dışarıda arkadaşlarıyla vakit geçirmek istiyor. Kitap okuma alışkanlığı kazandıramadım bir türlü. Sürekli eşimle kitap okuma zamanları düzenlesekte bir türlü sevdiremedik kitap okumayı kendisine. Öğretmenin verdiği ödevleri ya yazmıyor ya da saklıyor görmeyelim diye. Kaç kez sağdan soldan sakladığı ödevleri bulduk. Konuştuk güzelce olmadı. Uyardık olmadı. Ceza verdik olmadı. Ne yapacağımızı bilemez olduk sonunda. 

   İlgili bir öğretmenimizin olması en büyük şansımız bana göre. Utku'nun (oğlumun adı) çok zeki bir çocuk olduğunu,gayret göstermeden bile bu kadar başarılı olduğunu fakat sorumluluklarıyla ilgili sorunları olduğunu öğretmende söyledi bize. Kendisi bir uzmandan bu hususta yardım almamızın daha doğru olacağını söyledi. Eşim hemen araştırmalara başladı. Başladı da oğlumuz yine elimizi kolumuzu bağlı bıraktı. Başladı "ben deli miyim anne neden doktora gidiyorum. Gitmek istemiyorum" demeye. Dilimiz döndüğünce ona böyle düşünmesinin yanlış olduğunu,her insanın zaman zaman rahatlamak için bir psikoloğa ihtiyaç duyabileceğini anlattık. Tamamen olmasa da kısmen ikna olunca başladık doktora gitmeye. İlk doktordan memnun kalmadık. Hemen değiştirdik. Fakat diğeri de pek farklı değildi. Zaten huylu bir oğlum var. Sonra sürekli ağlamaya ve "beni neden doktora şikayet edip,kötülüyorsunuz" diye aşırı hassasiyet göstermeye başladı. Sonucunda da "ben gitmek istemiyorum,zorla götüremezsiniz" demeye. Baktık zorlamanın sonuçları daha kötü olacak,yarım bırakmak zorunda kaldık. 

   Bazen çocuğuma hak vermiyor da değilim hani. Bir doktor düşünün ki çocuğun yanında konuşturuyor her şeyi ve siz uyarsanız bile kaleye almıyor. Psikologların da bir psikoloğa ihtiyacı var bence. YAZIK!

   Anne olarak sorumluluklarından kaçması,yalan söylemesi beni ürkütüyor. Oysa her anne evladıyla ilgili güzel hayaller kurar. Okumasını, güzel bir geleceği olmasını ister. Gerçekten çok tıkandım. Artık ne yapacağımı nasıl davranacağımı bilemiyorum. Kendimi suçluyor,yanlışı nerede yaptığımı da bulamıyorum. Bana destek olur,yorumlarınızla önerilerde bulunursanız çok sevinirim. Belki denemediğim bir yöntem olduğunu sayenizde keşfeder yada neyi yanlış yaptığımı anlamama yardımcı olursunuz. Annelik zor zanaat velhasıl. SEVGİLER...



14 Nisan 2015 Salı

Golden Rose Velvet Matte Serisi Rujlar (01 ve 02)



      Merhaba Hatunlar;

   Bu aralar hakkında herkesin yorum yaptığı Golden Rose Velvet Matte serisi rujlar hakkında bende bir kaç şey yazmak istedim. Geri kalırsam olmazdı ama değil mi? :)
   Ben sadece 2 numarasını deneye bildim. Bunlardan biri 01 numara.






   Bu serinin 01 numarası nude (çıplak) tonlarda bir ruj. Mat bir ruj olduğu için çizgilere doluyor. Dudağı çok kuruttuğunu söyleyemem,fakat yinede ruju sürmeden lip balm (dudak koruyucu) uygulamak da fayda var. Hiç kalıcı değil. İnanın bir şey yiyip içmediğim halde 1 saat sonra kendiliğinden yok oluyor adeta. Sadece dış kenarlarda çok azıcık kalıyor.





   Yukarıdaki resimde rujun dudağıma uygulanmış halini görüyorsunuz. Dudak kremi uyguladığım halde nasıl çizgi çizgi durduğunu görüyorsunuz. 




   Gelelim serinin 02 numarasına. Ben bunun rengini gerçekten çok beğendim. Üstelik aynı markaya ait olmasına rağmen diğerine göre daha kalıcı. Yani yaklaşık 2-3 saat dayandı. Tabi yemek falan yemediğiniz sürece. Fakat şunu belirtmek isterim ki bu ruj dudaktan daha homojen bir şekilde yok oluyor. Azar azar ortalardan kenarlara doğru. Böyle olunca kalem sürmüş gibi bir etki oluyor. 




   Bu da 02 nin dudakta duruşu. En doğrun rengi yakalamaya çalıştım sizler için ve filtre kullanmadım fotoğraflarda. Benim aşırı kuru dudaklarımı nemlendirdiğim halde görüntü bu. Ürünün ambalajı da çok dandik. Velhasıl ben bu iki renk dışında almayı pek düşünmüyorum. Neden bu kadar abartıldığını da bir türlü anlamıyorum. Günde 5-10 kere rujunu tazelemek ve tabi her seferinde dudaklarınızı bolca nemlendirmekle uğraşmak isterseniz tavsiye ederim alın tabi. Belki dudağınız banim gibi çok kuru değildir ve siz memnun kalırsınız. Evet, bu seri ile ilgili yorumlarım bu şekilde. Benim gibi abartıldığını düşünenler var mı aranızda??  SEVGİ ve GÜZELLİKLE KALIN.
İÇİNİZDEKİ ÇOCUĞU HİÇ BÜYÜTMEYİN. :) :)



11 Nisan 2015 Cumartesi

MAKYAJA YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN ALTIN KURALLAR (1)

             Yine yeni yeniden Selam Millet ;

   Makyaja yeni başlayanlar için faydalı olacağını düşündüğüm bir kaç önerim olacak. Fakat ben bu yazıyı iki başlık altında toplamaya karar verdim. Bu yazımda henüz yeni yeni makyaj yapmaya başlayan biraz daha genç arkadaşlarıma önerilerim olacak. Yani kendimden de pay biçecek olursam insanın aşağı yukarı liseye giderken makyaja ilgisi artıyor. Dolayısıyla 15-16 yaşı daha çok baz alan makyajı nasıl uygulayacağını dahi bilmeyen arkadaşlar için birkaç pratik,basit önerim olacak. Bir başka yazımda ise makyajı az çok bilen fakat detaylı teknikleri ve malzemeleri öğrenmek isteyen bayanlar için daha kapsamlı bir anlatıma yer vereceğim.


   Gelelim detaylara...
Dikkat ettim de makyaja yeni başlayanlar hakkında yazılan birçok yazıda bronzerlar,kaş jelleri,kaş farları,aydınlatıcılar havalarda uçuşuyor. Açıkçası bunlar bana gereksiz geldi. Eğer konumuz gerçekten  makyaja yeni başlayanlar ise bu kadar detay gereksiz. Ki zaten bu kadar fazla malzeme ile kafalarının daha çok karışacağına eminim.


   Maksimum bir kaç malzeme ile hafif ve hoş bir makyaj ortaya çıkarmak mümkün. Bir genç kıza cildine bir şey sürme demek gerçekten gereksiz. Çünkü zaten dinlemeyeceklerdir :) Özellikle cildi problemli olan genç kızlar cildinin o kötü görüntüsünden rahatsız olup kapatınca kendini rahat hissedecektir. Burada önemli olan "makyaj yapmayın" demekten de ziyade ciltlerine nasıl bakacaklarını onlara öğretmemiz olacaktır. Cildi tamamen kapatan nefes almasını önleyen ürünler tercih etmektense cildin nefes almasını önlemeyen,renk eşitsizliklerini düzenleyen BB krem,CC krem veya renkli nemlendiriciler tercih etmek çok daha amaca uygun olacaktır. 





   



   Bu tarz ürünler makyaja yeni başlayanlar kadar cildini çok kapatmak istemeyen,varla yok arası ürünleri sevenler içinde oldukça iyi bir alternatif. 





   Ya da bütünüyle cildine her hangi bir ürün sürmek istemeyenler de sadece bir kapatıcı (concealer) ile cildinde rahatsız oldukları yerlere rötüş yaparak güzel bir görünüme kavuşabilirler. Resimleri temsili olarak değerlendirin lütfen. Muhakkak herkesin bütçesine göre ekonomik ama kaliteli ürünler var piyasada. Bunları da tercih ederek Güzel bir görünüm elde etmek tabi ki mümkün. 

   Diğer bir temel makyaj malzemesi ise kesinlikle Maskara. Maskara ile gözlerinize daha canlı ve anlamlı ifade katmış olursunuz. Makyaja yeni başlayanlar için bence eye liner  yada far kullanmak gereksiz olur. Çünkü nasıl uygulanacağı bilinmediği için göz üzerinde keskin geçişler tabaka halinde far kalıntıları sizleri doğal olmaktan uzaklaştıracağı gibi,yaşlı bir ifade de katacaktır. 


İNTERNETTEN  ALINTIDIR.


      Bence bir de rujunuz olsa yeterde artar bile. Daha ne olsun. Hafif pembe,şeftali veya dudak renginde bir kırmızı ruj makyajınızı tamamlamanıza yardımcı olacaktır. Hatta renkli dudak koruyucuları bile tercih edebilirsiniz. Üstelik rujlarınızı hafifçe yanaklara dokundurarak allık olarak bile kullanabilirsiniz. Makyaja yeni başlayanların en büyük hatası çok koyu rujları tercih ediyor olmaları. Günümüzde bu örnekleri çok görüyoruz maalesef. Ortalık 17 yaşında olup 30 yaşında gösteren küçük teyzelerle dolu :) 

   Benim yeni yeni makyaj yapmaya başlayanlar için önerebileceğim temel kozmetik ürünler bu kadar. İnanın az ama öz. Zaten makyaj yapmayı öğrendikçe ve yaşınız ilerledikçe kozmetik malzemeleriniz de çoğalmaya başlayacak emin olun. Çünkü,yaş ilerledikçe kapatmak ve düzeltmek isteyeceğiniz daha çok kusurlarınız oluşmaya başlayacak. Kaçınılmaz gerçek bu. SEVGİLER...


9 Nisan 2015 Perşembe

2015 İLKBAHAR YAZ MAKYAJ TRENDLERİ

     SELAM :)

   Bu senenin ilkbahar-yaz makyajında neler favori,neler değil. Neleri yaparken neleri yapmamalıyız, birde benim kalemimden ve gözümden değerlendirelim ne dersiniz.? :)
 
 
    İNTERNETTEN ALINTIDIR

   
   Bu senenin makyaj modasında doğallık ön planda olsa da kırmızı rujun modası hala geçmiş değil. Bence bu kırmızı ruj sevenler için iyi haber. Kırmızıyı bende çok seviyorum ama günlük kullanım için abartılı bulduğumdan özel zamanlarda daha çok tercih ediyorum. Dudaklarda kırmızının yanı sıra parlak renkler moda. Yani bu sene lip glosslar (parlak rujlar) için joker ürünler diyebiliriz. Şeftali,pembe,turuncu gibi renklerle gündüz makyajında daha ferah,aydınlık bir görünüm elde ederken,çarpıcı renkler ile de iddialı ve seksi bir gece makyajı tercih edebilirsiniz. 


                              İNTERNETTEN ALINTIDIR


   Ten makyajında ise daha önceki senelerin aksine, tıpkı dudaklardaki gibi parlaklık ön planda. Öyleyse gelsin ışıltılı fondötenler,aydınlatıcılar :). Bende ıslak görünümlü makyajı seven biri olarak bu modaya sevindirik olmuş olabilirim :). Çünkü bu tarz makyajlar, fotoğraflarda inanılmaz güzel görünüyor. Yukarıdaki fotoğraf bunun en güzel ispatı bence. Sizce de öyle değil mi? 


                        İNTERNETTEN ALINTIDIR.


   Gelelim makyajda benim patlatmayı,tüm dikkatleri toplamayı en sevdiğim yerler olan gözlere. Bu senenin makyajında yine beni sevindiren bir moda da, renkli maskaraların yeniden ortaya çıkmaları oldu. Hatırladığım kadarıyla liseye giderken yani Fi tarihinde :) modaydı bu renkli maskaralar. Bütün arkadaşlarımın yeni yeni oluşturduğu makyaj çantalarında,mutlaka bulunuyordu. Şimdi yeniden moda olması benim gibi renkli maskara kullanmayı sevenler için büyük fırsat.  


       İNTERNETTEN ALINTIDIR.


   Renkli maskaralar gibi,renkli eye linerlarda çok moda. Özellikle mavi,kırmızı ve tabi yine siyah eye linerlar en göze çarpan renkler. Eye linerın yanı sıra,beyaz veya ten rengi kalem uygulamaları yine bu seneye damgasını vuran uygulamalar arasında yerini alıyor. 

   Gördüğünüz gibi aslında bu senenin modasında daha çok retro stiller hakim. Yani nedir retro stil?Kültürel olarak eskimiş yada modası geçmiş bir akımın yeniden popülerleşerek yaygın bir stil haline gelmesidir. Tabi bunlar olmazsa olmaz değil. Sadece bizlere öncülük etmesi açısından belirlenmiş bazı kriterler. Önemli olan bizlerin kendimize en yakın tarzı belirleyip o doğrultuda hareket etmemiz. Moda diye saçma sapan şeyler yapıp kendimizi rezil etmeninde alemi yok a dostlar :). Şimdilik benden bu kadar. SEVGİLER...

  Gençlik formülü: İçinizdeki çocuğu hiç büyütmemek.UNUTMAYIN! :) ;)





 .






8 Nisan 2015 Çarşamba

MAYBELLİNE FİT ME FONDÖTEN 115 IVORY

   Selam Kızlar,

   Bugünkü konuğumuz başlıktan da anlaşılacağı üzere bir fondöten. Bu fondöten bana bir arkadaşım tarafından yaklaşık 1 ay önce falan hediye geldi. Bende o zamandan beri hevesle deniyorum ki,sizlere sevdim mi,sevmedim mi,artıları ve eksileri neler detaylı şekilde anlatabileyim.




                                   MAYBELLİNE FİT ME FONDÖTEN 

   

   Öncelikle benim cildim karma bir cilt. Yani şöyle ki, T bölgem yağlı,yanaklarım ise normal-kuru. Buna rağmen ben bu fondöteni gerçekten sevdim. Neden buna rağmen diyorum, çünkü esasında bu fondöten kuru ciltler için tabir-i caizse biçilmiş kaftan. Kuru ciltlerin çok memnun kalacağına ve ciltlerini çok mükemmel göstereceğine 100/100 eminim. Hatta en küçük kız kardeşimin cildi kuru. Onun cildinde nasıl durduğunu deneyimleyip sizinle tekrardan paylaşabilirim eğer sizde isterseniz ;) 





                                          MAYBELLİNE FİT ME FONDÖTEN


   Ben Maybelline Fit Me Fondöteni kullanacağım zaman, cildime en az yarım saat veya 1 saat önceden nemlendirici sürdüm. Hatta ne yalan söyleyeyim bir kaç kere acelem olduğu zamana denk geldi ve cildimi nemlendirmeye zamanım olmadığı için elim bu fondötene gitti. Sonuç daha bile iyiydi diyebilirim. Ben mutlaka fondöteni uygulamadan önce matlaştırıcı bir makyaj bazı uyguladım cildime(özellikle T bölgeme tabi). Fondöteni uyguladıktan sora da yine mutlaka pudra ile sabitledim ki fondöten daha uzun süre dayansın cildimde. Yoksa maksimum 3 saat içerisinde makyajınızı tazelemeniz gerekebiliyor. Fakat böyle uyguladığım zaman 5-6 saate kadar dayandı makyajım. 









   Ben rengini ve yapısını kısmende olsa anlayabilesiniz diye,çok fazla yedirmedim ürünü. Hafif yapılı,cilt ile hemen bütünleşen bir ürün. Ağırlık yapmadığı için gün içerisinde fondöten olduğunu unutabiliyorsunuz cildinizde. Çok hafif rahatsız etmeyen bir kokuya sahip. Pompalı bir şişede olması da kullanım konforunu arttırıyor doğrusu. Evet ben karma bir cilde sahip olmama rağmen sevdim bu ürünü gerçekten. Ama siz kuru bir cilde sahipseniz ve orta kapatıcılıkta hafif yapılı bir ürün arıyorsanız bu ürüne kesinlikle bir şans vermelisiniz. Benden şimdilik bu kadar. 

                                                      SEVGİLER...
                İÇİNİZDEKİ ÇOCUĞU HİÇ BÜYÜTMEYİN :) 










ir